Sakarya barosu bugün saat 18:00'de adalet yürüyüşü gerçekleştirdi.Çark Caddesi'nden başlayan yürüyüş Adapazarı Demokrasi Meydanı'nda son buldu.
Çark Caddesi'nden başlayan yürüyüş Demokrasi Meydanı'nda yapılan basın açıklaması ile son buldu. Yürüyüşte, "Herkes için adalet, adalet için avukat" vurgusu yapıldı.
Yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
"Sakarya Barosu olarak mesleki birlik ve dayanışmamızı pekiştirmek, hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak amacıyla bugün Çark Caddesi'nden başlayıp demokrasi meydanına kadar Adalet Yürüyüşümüzü gerçekleştirdik.Üzülerek ifade etmek gerekirse, yargının üç kurucu unsurundan birisi olan avukatlar ile onların örgütlü gücü olan Barolar, günden güne baskı altına alınmaya çalışılmaktadır.
Bu doğrultuda yaklaşık 70.000'e yakın üyesi ve 148 yıllık tarihiyle dünyanın en kalabalık ve köklü barolarından birisi olan İstanbul Barosu'na karşı "amaç dışı faaliyette bulunmak" gibi soyut iddialarla İstanbul C. Başsavcılığınca dava açılmıştır. Açılan iş bu dava sonucunda mahkemece İstanbul Barosu Başkanı ile yönetim kurulu üyelerinin görevlerinden alınmalarına karar verilmiştir.

Verilen karar açıkça hukuka aykırıdır.
Zira tarafımızca da gözlemlendiği üzere, davaya bakan mahkeme, savunmadan gelen talepleri görmezden gelmiş, birçok il barosunun katılma taleplerini usule aykırı şekilde (talepte bulunanlara söz hakkı dahi vermeden) reddetmiş, Anayasaya aykırılık ve bekletici mesele yapılmasına yönelik ciddi itirazları da yeterli ve doyurucu gerekçe olmadan reddetmiştir. Mahkemenin bu yaklaşım ve tavrı, adil yargılanma hakkının ihlal edilmesine neden olmuştur. Bu karar ile, Baroların bağımsızlığına yargı eliyle müdahalede bulunulmuştur. Ancak bilinmelidir ki; savunma susarsa adaletin terazisi bozulur, yargı körelir. Bu nedenle bizler Baroları etkisiz hale getirme çabalarına asla geçit vermeyeceğiz.*
Diğer yandan davaya bakan mahkemenin gözden kaçırdığı çok önemli bir husus daha vardır. O da Avukatlık Kanunu'nun 76. ve 95. Maddeleridir. Bu maddeler uyarınca Baroların, mesleki bir örgüt olmanın ötesinde, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir işlevi vardır. Bu sebeple Baroların diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip olduğu açıktır. (Danıştay idari dava daireleri kurulu 2016/4670 Esas-2017/385 Karar)
Gerçekten de çağdaş demokratik ülkelerde Barolar, savunma hakkının, hak arama özgürlüğünün, hukukun üstünlüğünün, hukukun evrensel kurallarının etkin bir biçimde uygulanmasının en büyük takipçisi ve güvencesidir.*
Hukukun gür sesi olan Baroların yönetimlerine yönelik olarak yapılan bu tür müdahaleler, Baroların bağımsızlığına vurulan bir neşterdir. Evrensel hukukta da geçerli olduğu üzere "seçimle gelen, seçimle gider". Sakarya Barosu olarak, demokratik işleyişe ve Baroların Genel Kurullarının iradesine yapılan bu tür müdahaleleri reddediyoruz. *

Son dönemde ülkemizde hukuk adına kaygı verici gelişmelerin yaşanması sebebiyle yurttaşlarımızın barışçıl demokratik protesto hakkını kullandıkları görülmektedir.
Önemle ifade edelim ki, şiddet içermeyen ve şiddete teşvik etmeyen (barışçıl) toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, en temel insan haklarından birisidir. Bu hak, aynı zamanda ifade özgürlüğü, siyasal hayata katılım hakkı, örgütlenme özgürlüğü vb birçok siyasi hakkın açık bir tezahürüdür.
Bu çerçevede temel bir insan hakkı olan "barışçıl protesto hakkı" Anayasanın 34. ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 11. Maddesi ile güvence altına alınmıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bireye bahşedilen bir izin, olmayıp aksine bir özgürlüktür. Zira ilgili maddede "önceden izin alınmaksızın" ibaresi çok açık bir şekilde vurgulanmıştır. Son günlerde hukuksuz birçok karara dayanak gösterilmesi nedeni ile adını sıkça duyduğumuz 2911 sayılı kanun da, izinden değil "bildirim"den bahsetmedir. Bildirimin amacı, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının bir makamın iznine bağlanması, hakkın kullanılmasının engellenmesi olmayıp; aksine hakkın idare tarafından güvenli şekilde kullanılmasını sağlamaktır.
Nasıl ki protesto hakkının kamu görevlilerine yönelik şiddete ya da kamu malına zarar vermeye dönüşmesi asla kabul edilemeyecek bir durum ise, aynı şekilde barışçıl protesto hakkının kullanılması sebebiyle 2911 sayılı kanuna muhalefetten dolayı tutuklama kararları verilmesi de ağır ve ölçüsüz bir tedbirdir. Nitekim hukuk devletinde; zor kullanmaya dayanak gösterilen keyfi uygulamalarla ve sözde gerekçelerle bireylerin toplumsal hayata katılmasının, hak aramasının ve dayanışma göstermesinin engellenmesinin hukuki hiçbir dayanağı yoktur.
Önemle ifade edelim ki, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, özü itibariyle ne orantısız güç kullanılarak ne de haksız gözaltı ve tutuklama kararı verilerek engellenebilecek bir hak değildir. Ülkemizde son günlerde yaşanılan olaylar, bireyin, toplumun ve dahi demokrasinin derin yaralar almasına sebebiyet vermektedir. Sakarya Barosu olarak hukukun ve demokrasinin zarar görmesine sebep olan her türlü tutumun karşısındayız. (Hakkın özüne ilişkin hukuka aykırı uygulamaların yanında AİHM, Oya Ataman ve takip eden 6 ihlal kararı uyarınca 2911 sayılı kanun'un değiştirilmesi gerektiği ortadadır.)
Ülkemizde yaşanan hak ihlallerinin sonlanması adına meslektaşlarımız üstün gayret göstermektedir. Ancak ne yazık ki meslektaşlarımız da görevlerini yapar iken ölçüsüz müdahalelerle karşılaşmaktadır. Çalışma ortamımız olan adliyelere girişlerimizin engellenmesi, avukatların keyfi şekilde müvekkilleri ile görüşmelerine engel olunması, ifadelerin usule ve yasaya aykırı alınmaya çalışılması, avukatların saatlerce ifade ve sorgu için bekletilmesi, yargılamalara katılımın engellenmesi ve meslektaşlarımızın gözaltına alınmaları kabul edilebilir değildir.
Bizler savunmayı susturma ve etkisiz kılma çabalarına geçit vermeyecek, hukukun üstünlüğünü savunmaktan ve halkın ve hakkın sesi olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. *
Sakarya Barosu olarak son sözümüz şudur:
EĞİLMEYİZ, BÜKÜLMEYİZ, ÇÜNKÜ GÜCÜMÜZÜ ERKTEN DEĞİL, HALKTAN, HAKTAN VE HUKUKTAN ALIRIZ.
İKTİDARLARIN SAĞLADIĞI GÜCE TAPMAYIZ. ZULME VE BASKIYA BOYUN EĞMEYİZ, BİAT ETMEYİZ.
HAK BİLDİĞİMİZİ SÖYLEMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYİZ. ÇÜNKÜ BİLİYORUZ Kİ BİZ SUSARSAK, SAVUNMA SUSARSA ADALET SUSAR!*
Öte yandan Türkiye Barolar Birliği de 'Savunmanın Bağımsızlığı Hukuka Saygı' sloganıyla 5 Nisan Cumartesi günü Ankara Anıtpark'ta 81 ilden gelen avukatlarla birlikte basın açıklaması yapacak.